older | 1 | 2 | (Page 3) | 4 | 5 | 6 | .... | 30 | newer

  • 09/08/10--05:59: Cört

  • Bugün Rusça dersimiz vardı, zaten bu dili sevebilmek için kırk takla atıyorum bir de çok sevgili yaşlı kart Rus hocamız bana dönüp demez mi "bazı kadınların dil öğrenme konusunda kabiliyetleri yoktur ama üzülme onların da başka konularda kabiliyetleri vardır"! O anda evet hocam çok haklısınız mesela bazı kadınların uyuz örtmenlerin gössünü cörtletme gibi yetenekleri vardır diyip hiyaaaa diye hatuna öldürücü kungfu hareketimi yapmak istedim. Neyse şimdilik bunu yapamasam da bir sonraki dersimize kadar fotokopi makinasının Rusçasını öğrenebilirim :P


  • 09/09/10--01:40: Bugün Bayram

  • Bayram dendiğinde ilk aklıma gelenler; giymek için sabırsızlandığım canım annemle canım babamın aldığı yepyeni kıyafetler, anneannemin yaptığı bol cevizli muhteşem baklavalar, babaannemin mutlaka mendil arasında verdiği bayram harçlığı, Barış Manço'nun bayram şarkısı, öpülen bir çok el ve yenilen birçok tatlı & şeker... O dönemi yaşadığım için kendimi şanslı hissediyorum... Artık bayramlar daha çok tatiller ile anılır oldu, nerede o eski bayramlar... Ayol ben gittikçe yaşlanıyor muyum yoksa gurbet mi beni duygusal yaptı :P Umarım B şıkkını işaretlemişsinizdir şekerler yoksa size bayram şekeri yerine 5 kardeşi gösteririm ona göre hii hiii :P Şaka bir yana hepinize sevdiklerinizle birlikte mutlu ve huzurlu bir bayram geçirmenizi diliyorum! Canım ailemin ve şu anda beni okuyan herkesin bayramını en içten dileklerimle kutluyorum!

    Şeker Bayramınız Kutlu Olsun :)


  • 09/12/10--15:45: Ben bu bayramda...
  • Şeker Bayramı'nda yoldan çıkmayan yoktur öyle di mi :)

    Prensimle biz de kendi çapımızda bayramımızı kutladık. Anneannemin baklavası yoktu ama son keşfimiz Wolkonsky vardı. Tatlıları da tuzluları da muhteşem, biraz bizim Beyaz Fırın gibi diyebiliriz, Moskova'ya yolu düşenlere kesinlikle tavsiye edilir ;)

    Bu kadar kalori yüklemesinden sonra yürümek değil koşmak lazım!

    Vitrinlere ağzı açık bön bön bakmak kaç kalori yakar acaba?
    (Bu arada kürke HAYIR!)

    Photobucket
    Cumartesi aldığım bir haber ile tüm şımarıklık kontenjanımı sonuna kadar kullandım :)


    Sonra uzun zamandır hamurlarımı elime almadığımı farkettim, sahi en son ne zaman hamur yapmıştım ben? Gizemciğime sözüm vardı, aylar aylar sonraya kaldı, umarım beni affeder...



    Geçen ay evlendiği için bir de bu minik fokları yaptım, çiçeği burnunda çifte ömür boyu mutluluklar !!!


    Bu süs köpeğini de etsy'de görüp yaptım. Ama şunu anladım; araya zaman koydukça insan el becerisini yitiriyormuş :(


    Bu tokaları çok daha önceden yapmıştım...


    Ama takmak şimdi nasip oldu...


    Sonra ne zamandır minyatür bir yüzüğümün olmasını istiyordum. Kendime bu çay fincanını yaptım, içine limonunu da ekledim ;)


    Bu aralar daha çok minik takılara yöneliyorum, bu kuşlu minik yüzüğü de kendim için yaptım. Hep kendimi düşünmedim ama! Eylül sürpriz çekilişimi de unutmadım tabii, o da pek yakında ;)


    Pazartesi itibariyle benim gibi rejime girenler el kaldırsın lütfen :)
    Hepinize güzel bir hafta diliyorum!


    He gel hele beri şöle... Sana 2 çift lafım olcek aç gulağını eyi diğne! Şimdik ben yaban ellerde olduğumdan bu ayki çıkınını biraz geç alıverceğn. Ben peşin peşin söyliyem de sona arkamdan Noni bacım ayıp etti diye laf ediveğme, bozuşuruk. He diyosanki möhem deel geç olsun emme benim olsun o zaman çekilişe tez zamanda katılıveğ.
    Çıkınına buram buram köy kokan civcivli bu cam yüssüğü ekleyivedim...


    Kendi ellerimle datlu yaptıydım ama ucundan acuk ısırdım, göss hakkı niyetine he :)


    Şu minik eti negro güpelerlen...


    Bir de na ucundan ısırdığım bu yüssüğü koyuvedim...


    Bir de züprüz hamur var. Emmeeee, bi dane sorum olcek: Sence şimdik Pissi nerde?
    Tahminleri alt gutuya yazıvedin miydi çekilişe hak neyin kazanıveyon.
    Hadi gal sağlıcakla!

    Eveeettt, bizim Pissi'nin nerede olduğu şimdi anlaşıldı ;)

    Pissi işte burada :)


    Bizim iflah olmaz Pissi köyün civcivlerini yemlemeyi bırakıp Facebook'ta bıldırcın avına çıktı :) Kendisine yem olmamak için sizi baştan uyarıyım! Hani olur da bir gün "eğer ordaysan, sen de benim gibi yalnızsan, duvarlara boş boş bakıyorsan, hayatının anlamını arıyorsan, arkadaşlığa, sevgiye en önemlisi sadakate açsan, kalbin pır pır atsın diyorsan, sıcak bir gülümseme için ben burdayım haydi ne duruyorsun..." gibi bir mesaj alırsanız uyarmadı demeyin :P Bu mesajı muhtemelen 100 hatuna daha copy paste şeklinde atıyor demektir :D


    İşte buyrun, Pissi'nin ilk kurbanı belli oldu: Ela gözlü virüsün ela gözlerine bir aşk şiiri yazmaya başlamıştır bile ;) Kendisini tebrik ediyoruz ve amman Pissi'ye dikkat diyoruz ne de olsa pek sağlam papuç değil bizimkisi :)

    Ayrıca en isabetli tahmini yapan Modapark.Net'e de ufak bir teselli armağanım var. Kızlar bana adreslerinizi gönderirseniz hediyeleriniz 1 ay içinde elinize geçmiş olur. Katılım için herkese çok teşekkür ediyor ve Ekim sürprizinde buluşmak üzere diyorum!!!

    Bu arada ben kişisel olarak facebook'ta yer almıyorum. Ama sanal kahramanım Pissi için orası biçilmiş kaftan! Eğlence arayan tüm güzel bıldırcınlara kapısı açıkmış, Pissi öyle diyo hii hiii :)

  • 09/16/10--04:40: Domates Güzeli :)
  • Bu hafta yalnızdım! Ben burda, prens TR'de biraz değişik oldu tabii :) Ben de yalnızken bol bol metroları çözdüm, birçok hattı deneye yanıla öğrendim. Dün kahverengi hat üstünde ilerlerken Kievskaya durağında indim.

    En son gittiğimizde Evropeisky alışveriş merkezinin içinde bar sandalyelerine oturmuş manikür yaptıran hatunları farketmiştim, hadi ben de bir deniyim dedim...

    Rezervasyon yok, boş gördüğünüz sandalyeye çömüyorsunuz sadece :)

    Benim bahtıma da Anna düştü :)

    Ellerimin uzun süredir bakıma ihtiyacı olduğu için ben sıcak manikürü seçtim...

    Bloody Mary vaziyetlerinde olduğum için de kırmızı renk sana yakışır Nonişka dedim :P

    Ta daaa ilk manikürüm Moskova milletine hayırlı uğurlu olsun!

    O.P.I.'nin renklerine bayılıyorum, civciv geçen gün yeşil renk oje sürmüştü bayıldım, mesela yeşil benim hayatta aklıma gelmez, en kısa zamanda ben de denemek istiyorum! Bir de lacivert renge de bayılırım, bak şimdi kararsız kaldım, tipik bir boğa hatunu işte!

    Hmmm bizimkisi de beğenmişe benziyor :)


    Bakımlar da yapıldığına göre artık gönül rahatlığıyla maviş prensimi beklemeye koyulabilirim ;)

  • 09/19/10--23:10: Ben bu hafta sonunda...

  • Giyindim, kuşlandım :)

    Kurtarıcı İsa Katedrali'nin bahçesinde yer alan, kumlardan yapılmış devasa heykellerle Rus tarihini anlatan sergiyi Eylül bitmeden biz de görelim dedik.

    Sergiyi gezebilmek için öncelikle kırmızı hat üzerinde yer alan Kropotkinskaya metrosunda indik.

    Katedralin yemyeşil bahçesinden geçtik...


    Eski dönem giyinmişlerin yanından geçip...

    Serginin olduğu çadıra dalıverdik...
    (Dalış: 200 ruble/kişi başı)


    Rusya’dan Ukrayna’ya, İspanya’dan ABD ve Kanada’ya pek çok heykeltraşın emek verdiği, 23 metre genişliğinde, 7 metre yüksekliğindeki bu panaromik sergide Rusya tarihinden pek çok figür ve olay canlandırılmış. Yabancı heykeltraşlar işe koyulmadan önce bir ay boyunca Rusya’yı gezip, tarih dersleri almış.


    Sergi küçük ama oldukça etkileyici idi...




























    Bir sonraki sanat durağımız muhtemelen Puşkin veya Tretyakov müzesi olacak ama prensimin kalbine birden indirmek istemedim, alıştıra alıştıra söylemeyi düşünüyorum hiii hiii ;)


  • 09/23/10--04:53: Çiroz

  • Hey büyük Allahım onu da yaratan sensin, beni de yaratan sen, e peki neden ona verdiğinin 2 katını bana verirsin :)

    Ne zamandır Moskova yavruşka gözlemlerimi yazmak istiyordum. Burada kolumu sallasam 10 güzel yavruşkaya çarpar durumu yok! Yaptığım istatistiklere göre güzel hatunlar nüfusun %30'unu falan kapsıyor... Özellikle bir yere girdiğimde (market, metro, restaurant vs..) baykuş gibi kafamı her tarafa döndürüp kolaçan ediyorum ama öyle dünya güzelleriyle burun buruna gelmiyorum, ruh sağlığım açısından bu iyi bişey tabii hii hii :) Hepsi üstteki hatun gibi çırpı bacak da değil, balık etli kadın da fazlasıyla var, özellikle 40 yaş ve üstü kadınlar... Ama ister güzel olsun ister değil tüm hatunlar bakımlı olmak için büyük çaba sarfediyorlar. Makyajsız kadın yok nerdeyse. Bir de süslüler ama giyim konusunda çok şükür gelişme var. 3 sene önce geldiğimde pullu payetli ve dore renkli parlak giysiler görmekten ceylan gözlerim şeş beş olmuştu ama neyseki şimdi daha sade ve stil sahibi giyiniyorlar... Dekolteyi seviyorlar, uyumlu giyinmeye dikkat ediyorlar, ama acayip bir marka düşkünlüğü söz konusu, çakma Hermes görmekten fenalık geldi bana!


    Markaya o kadar düşkünler ki arabalarında bile bunu görebiliyorsunuz...


    Marka sevdalarına rağmen kendi tarzını yaratanlar da var tabii. Özellikle çalışan hatunlar daha güzel ve kaliteli giyiniyor. Topuklu ayakkabılar hepsinin vazgeçilmezi, boyu 1.80 olan bile en yüksek ökçeli ayakkabasını giyip podyumda yürür gibi metroda salınıyor, bunu takdir etmek lazım :) Makyajda trend ise gözlere upuzun bir eyeliner çekmek, bakıyorum son zamanlarda ben de aynen onlar gibi makyaj yapar oldum, üzüm üzüme olayı! Bu kadar hatun incelersem olacağı bu tabii :P Makyaj yüksek topuklar, dekolteler vesaire... Aslında bir yerde onlara acıyorum çünkü her yer fokur fokur yavruşka kaynarken erkeklerin sayısı avuç içi kadar, hal böyle olunca da kendilerine ekstra özen gösteriyorlar, diğerlerinden bir farkı olması için... Benim bu gözlemlerim şehir merkezi için geçerli, dışarılara çıktıkça durum daha farklı olabilir... Yavruşka gözlemlerim şimdilik bu kadar ;)


  • 09/25/10--13:07: Kurdele
  • Hastalandığım zaman iyi tarafından bak oturup dersine çalışabilirsin diyen pek sevgili Rusça hocamız bugün dersini kırdı, sebep; bu sefer kendisinin hasta olması!

    Beni kızdırdığı gün ne öğretmiş bize...Bak sen şu karmanın işine :P

    Yeni pembe defterim hocamı değil ama belki bu dili sevmemi sağlayabilir, çabam için kendime bir kırmızı kurdele takıyorum izninizle :)


    Bugünkü durağımız aslında Tsaritsyno'daki bal festivaliydi, ama yolumuzu biraz şaşırınca kendimizi gelin ve damatlarla dolu bir parkın içinde buluverdik. Etrafta bir sürü mutlu insan olunca bu pozitif atmosferden biz de çıkmak istemedik! Ne tepki vereceklerini pek bilemediğimden fazla yakından çekemesem de elimden geldiğince tüm gelinleri fotoğraflamaya çalıştım. Dikkat dikkat bundan sonra göreceğiniz gelin ve damatların fazlalığı bünyede evlilik tahribatına yol açabilir, benden uyarması :)





    Buyrun bismillah dakka bir gol bir yavruşka! Sen delikli bir kazağı altına ve de içine bişey giymeden üstüne çekersen Noni de seni çeker beybim, üzgünüm! Neyse biz kaldığımız yerden devam edelim :)






    Tek renkli görüntü gelinle damatlar değildi elbette nedimeler de pek göz alıcıydı hatta fazlasıyla diyebilirim :P



    Pardon, yavriler araya kaynak yaptı :P












    Bu geline bayıldım, gelinliğine bayıldım, 10 points from Turkey ;)

    Ay ağzımı bozucam ama müsaadenizle bunları da parkın en kazma çifti ilan etmek istiyorum! Bu nasıl bir poz yafff ortada da şampanya kadehi duruyo hahahaha :P



    Ailenizin şipşak fotocusundan şimdilik bu kadar :)

  • 09/26/10--22:00: Bal Festivali

  • Bir önceki postta belirttiğim gibi bizim Tsaritsyno'ya gitmemizin asıl amacı Bal Festivali'ni gezmekti... Tesadüfen parkını da keşfettik ki bundan hiç şikayetçi değiliz ;)


    Panayıra doğru giden yolu kısa sürede bulduk...


    Şu Rusların dilbilgisi mantalitesini asla anlayamayacağım! Yukarda görmüş olduğunuz mega'daki "g" harfi aslında "d" ama el yazısı ile yazınca D oluyor G... Aynı şekilde Restoran da el yazısı ile yazılınca Resmoran oluyor, hey Yarabbim! Zaten diliniz yeterince karışık bir de harfleri böyle mutasyona uğratmaya ne gerek vardı canım!!!


    Festival alanında bizi kalabalık & onlarca bal tezgahı karşıladı...


    Her tezgahın önünde böyle tadımlık ballar vardı...Merail'ciğimin önerdiği grechka (karabuğday) ve kestane ballarının da tadına baktık...


    Herkes ağzına bir kaşık bal çaldı :)


    Ha gayret teyzem sana güveniyorum başarabilirsin !


    Beyime dedim ki al beyim dedim al makineyi de bal yerkene beni çek dedim, beyim de çekti aha buyrun :P

    Sanat eleştirmeni Abuziddin Tokmak'ın gözünden;

    "Sanatçı burada esmer Anadolu kadınını flulaştırıp sarışın Avrupalı kadına zum yaparak toplumsal değer yargılarının zamanla nasıl yozlaştığını farklı bir perspektif ile izleyiciye sunmakta ve önemli bir noktayı değişik bir kompozisyon çizerek yüzümüze çarpmaktadır, bir diğer deyişle sanatçı her Anadolu kadının içinde mutlaka bir yavruşka olmalı mıdır sorusunu irdelememize yol açmaktadır..."


    Bu kadar çeşitli balın arasında kafamız karışmadı değil ama sonunda kazanan ahududu balı oldu :)


    Mansiyon ödülümüz de içeriğini pek bilemediğimiz (sözlükteki karşılığı sarı yonca olan) bu şekerleşmiş bala gitti...


    Ballarımız itinayla paketlendi :)


    İsmi Çak-Çak olan bu yerel tatlı da Tatar balcımızın bize ikramı oldu, Çak Çak'ı çaktırmadan poşetimizin içine atıverdi. Tadı aynen tulumba tatlısı gibiydi, bayıldık! Ama bu kadar bal testi sonunda içimiz de bayılmadı değil doğrusu! O gün bir kez daha anladık ki ne kadar tatlı olursa olsun bu hayatta herşey dozunda olduğu sürece güzel ;)

    Hepinize çok ballı bir hafta diliyorum!!!

  • 09/30/10--09:30: Mutfak Halleri

  • Bu akşam yemekte ne yediniz bakiyim?
    Bizim mönüde XXL bamya vardı :P
    Ben burdaki herşeyin battal boyda olduğunu daha önceden söylemiş miydim???



    Burada bir tek hatunların boyu uzun sanıyorsanız yanılıyorsunuz! Bamyaları bile maşallah fasulye boyunda!


    Yavrımmmm Amazon'un hangi bağlarından koparıp seni bu kavanozun tıktılar vıyhhh yetimim vıyhhhh! Sana yaprak demek hakaret olur, sen olsan olsan sarmaşık olursun :P


    Hazır konu yemekten açılmışken yemeklerin vazgeçilmez partneri yoğurttan da bahsetmek istiyorum. Burada yoğurttan çok kefir gözde, ki bende onun tadını hiç sevmem! Bunun dışında meyveli yoğurtlar konusunda bir cennet, ona lafım yok. Ama gel gelelim bizim halis muhlis yoğurdumuz yok. Ama ben allem ettim kallem ettim en sonunda bizim damak zevkimize en uygun yoğurdu buldum. Eğer üstünde prostokvaşa yazıyorsa bingo! Mor olan daha sulu, küçük beyaz olan ise süzme yoğurt kıvamında ama ikisinin de tadı güzel...

    Ve de son tavsiyem hayatımızın vazgeçilmezi; su... Burada suların tadı da bize tuhaf geldi, normal su diye aldıklarımız gazlı çıktı, böylece "Nigaz..." diye uzayıp giden sulardan almamız gerektiğini öğrenmiş olduk. Marka olarak da Bon-Aqua veya Cone Forest'ı tavsiye edebilirim; bizim içme suyumuza yakınlar...

    Ahhh şeriler övünmek gibi olmasın ama ne kadar öğretici bir blogger'ım di mi! Bir gün buralardan memleketime göçüp gittiğimde arkamda nadide eserler bırakmak istiyorum :P Benim gibi Rusya'ya yolu düşen yavrilere de bir yardımım dokunmuş olur belki ;)

  • 10/01/10--17:00: Game Over

  • Tamam kabul ediyorum ben burayı öncelikle "kendimi" eğlendirmek için açtım, belli bir misyon üstlenmedim, modanın ucundan kıyısından geçtim ama blogumu asla bir modalog olarak görmedim. Ama kimi zaman öyle bloglar keşfediyorum ki kendi kendime yavri senin burda işin ne diyorum :) Gözümün önüne Kemal Sunal'ın köyden indim şehre filmi geliyor birden :P Utancımdan çat diye kepenkleri indiresim geliyor. Kendi çektiğim fotoğrafları sıradan buluyor, kendi çapında bişeyler yapmaya çalışan yerel moda bloggerlarımızın da ne kadar yolun başında olduklarını düşünüyorum... (Stilini her zaman takdir ettiğim Deniz'i bu genellemenin dışında tutuyorum tabii ki!) Neyse gelelim gecenin bir vakti böyle derin ve kederli düşüncelere dalmama neden olan hatunlara;






    Fashion Toast


    Ne dersiniz haksız mıyım?

  • 10/02/10--15:55: Seni seviyorum çünkü...
  • Çok duygusalsın! Oturup saatlerce bir ağacı seyredebiliyorsun! Bunu kuş lüpletme umuduyla mı yapıyorsun onu bilemem tabii :)


    Çok romantiksin ;)


    24/7 her gün her saat sevgi dolusun, seni şarj etmek için sadece kucağa alıp sevmek yeterli :)


    Burnun hep ıslak, grip falan değilsen bu mutlu olduğun anlamına geliyor öyle di mi?


    Kendini bana göre ayarlıyorsun, ben uyuyorsam uyuyor, ben uyanırsam sen de hemen kalkıyorsun :)


    Gözün hep üstümde :) Hangi odaya girersem beni takip ediyor, beni banyoda bile rahat bırakmıyorsun! Yoksa sen biraz röntgenci misin?!

    Bir de sanırım kendini birazcık köpek zannediyorsun, en sevdiğin oyun attığım topu bana geri getirmek ve bunu bıkıp usanmadan tekrar etmek!


    Ama kırılgansın... Her zaman yattığın koltuğun yerini değiştirdik diye bize küsüp bir gece boyunca yanımıza uğramadan mutfakta tek başına oturabiliyorsun ki bu pek senlik bir şey değil... Aynı zamanda gururlusun da!


    Mutfakta en büyük destekçilerimden birisin ;) Diğeri de prens zaten :)


    Kapkara tüylerin arasından çıkan bir tutam beyaz kıllı göbeğin ilk kez görmüşüm gibi beni her seferinde güldürmeyi başarıyor :)


    Şimdi söyle bakıyım, ben sana nasıl hayvan derim? Sen olsan olsan tatlı bir yoldaş olursun... Seni seviyorum Miso'm... Buradan eski dostların Tekir, Bediş ve Tarçın'a da selamlarımı gönderiyorum, onları da hiç unutmadım, hep kalbimdeler...


  • 10/03/10--23:12: Denemeler

  • Biz bu hafta sonu bambaşka bir şey planlarken kendimizi Bora Bora'da bulduk, adasında değil canım cafe'sinde ;) Leziz sushilerinden tattık... Hmmm bir de daha iyi bir blogger olabilmek için fotoğraf denemeleri yaptım, çektim sildim, bir daha çektim, tekrar sildim... Yakında prens ya canın ya Canonun derse hiç şaşırmam :) Neyse az laf çok iş, bugün kendi küçük dünyama çekiliyorum, yarın Ekim çekilişi ile yine karşınızdayım ama ;)




















    "Plinius'un dediği gibi, herkes kendisi için bir derstir, elverir ki insan kendini yakından görmesini bilsin. Benim yaptığım, bildiklerimi söylemek değil, kendimi öğrenmektir; başkasına değil kendime ders veriyorum. Ama bunları başkalarına da anlatmakla kötü bir iş yapmıyorum: Bana yararı olan bu işin belki başkasına da yararı olabilir. Zaten benim bir şeye dokunduğum yok. Yalnız kendimle uğraşıyorum; delilik ediyorum, bundan zarar görecek başkası değil, benim; çünkü bu öyle bir delilik ki bende başlayıp bende bitiyor, hiçbir kötülüğe yol açmıyor."

    Montaigne - Denemeler


    Montaigne ne güzel söylemiş di mi :)
    Hepinize harika bir hafta diliyorum!!!



    Oh mon dü bu ay kendimi fazlasıyla romantik hissediyorum şeriler!
    Bu duygu yaratıcılığıma da aynen yansıdı tabii:

    Artık bir klasik haline gelen dantelli romantik yüzüğü...

    Kokoş melek broşu...


    Pamuk şekeri tadında tacı...

    Veee bir sürpriz hamuru bu ayın şanslı matmazeli için keyifle hazırladım! Bu ayki hamurum farklı birşey oldu, pissinin yüzünü eskitmek istemiyorum hi hii :)

    Gelelim sorumuza; elbette aşk önemli, sevgi önemli, hava, su gibi temel yaşam unsurları da önemli ama bunların dışında ne olmadan yaşayamazsınız? Ben "saç köpüğü" diyorum zira onsuz aynen bir cadıya benziyorum öliyim daha iyi valla :P

    Çekilişe katılmanız için yapmanız gereken tek şey bir isim veya rumuz bırakarak bu soruya cevap vermeniz, hepsi bu ;) Şanslı isim belli olana kadar oruvaa madamlar ;)

  • 10/05/10--21:45: Veee...

  • Hepinize çekilişe katıldığınız için çok teşekkür ediyorum. Bu ayki fazla katılım açıkçası beni çok mutlu etti, demek ki yaptıklarımı beğendiniz ;) Peki uyuyan bu bebiş hakkında ne düşünüyorsunuz? Çok tatlı değil mi :) Bu sefer farklı bir hamur kullandım, gece karanlıkta parlayan hamurdan... Yaparken pek inanmadım gerçi buna, ama gerçekten hamur kuruduktan sonra karanlıktayken yeşil renge döndü, umarım bu ayın talihlisi bebişini beğenir ;) Ben de böyle tatlı bişey istiyorum, evren duy artık sesimi lüffeeennnnn :)



    Bu ayın şanslısı 74. sırada pembe ve siyah renkten vazgeçemeyeceğini söyleyen Nil oldu, kendisini tebrik ediyorum ;)



    Sevgili Nil adresini bana mail olarak gönderirsen çok sevinirim ;) Hafta sonuna kadar senden ses çıkmazsa hediyeler başka birine gidecek, ona göre ;)
    Kasım ayının sürprizinde buluşmak dileğiyle!!!


  • 10/06/10--05:45: Bronz


  • Benim de zaaflarım var işte :) Mesela bir aksesuara ilk görüşte aşık olmam için onun bronz renkte/detaylarda olması yeterli! Nedenini bilmiyorum ama bronz bir aksesuar kullandığımda o gün kendimi daha bir mutlu hissediyorum...


    Bir kolyede...

    Bu kolye canım ablamın hediyesi, çok özel bir yeri var bende, ne zaman taksam aramızdaki mesafeler birden kayboluyor sanki...



    Bir küpede...


    Bir yüzüğün taşlarını tutan tırnaklarda...


    Bir kemerde...


    Veya bir çantanın detaylarında...

    Kendime ait birşeyler buluyorum sanki... Muhtemelen ben bir önceki hayatımda bronz çağlarda yaşamış kedi tanrıça Bastet'tim ya da onun bronzdan yapılmış heykeliydim o da bi ihtimal tabii :P

  • 10/06/10--08:53: Günün Karesi
  • Aşk her yaşta güzel...
    Ve ben her aşkın böyle güzel karelere yansımasını diliyorum!

  • 10/06/10--11:57: Bir Reklam

  • Ben Noni!
    Burası benim blogum!
    Burda 640 postluk bir yer işgal ediyorum!
    Bu postların yüzde 87'si fasa fiso olacak.
    İçinden kara kedisi bile geçecek.
    Hep hayal ederdim günün birinde 700 kişilik takipçim olur mu?
    Yaptım, olacak!
    Çünkü bu ülkede herkes eğlenceli güzel kaliteli bir blog okumayı hakediyor :)


    Evet reklamlardan sonra yayınımıza kaldığımız yerden devam edebiliriz. Daha geçen gün internette Montaigne'i araştırdım. Hatta blogumda Denemeler'den alıntı yaptım. İçimden de Türkiye'ye gittiğimde bu kitaptan bir tane alıp elimin altında bulundurmalıyım diye geçirdim. Bugün tesadüfen karşıma bu kitap çıktı! Nasıl olduğunu bir sonraki postumda anlatacağım ;) Şimdi gelelim esas soruya; evren benim bu konudaki ricamı kırmadıysa içimden geçirdiğim diğer konuyla ilgili de bana bir kıyak yapar mı acaba? Lütfen "YAPTIM, OLACAK!" desin ;)


older | 1 | 2 | (Page 3) | 4 | 5 | 6 | .... | 30 | newer